1 Mayıs Üzerine
1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI ÜZERİNE
Bugün 1 Mayıs! Kapitalist ve emperyalist güçlerin, Siyonist mihrakların arzı kan gölüne çevirdikleri, tüm insani değerlerin yağmalandığı, hakların gasp edildiği bir dünyada işçi haklarından bahsediyor çağdaş (!) dünya, hiç utanmadan, sıkılmadan. İnsanlığa verilmiş tüm hakları talan edenlere kalmış işçi hakları… Siz insanların özgür düşünce haklarını, inançlarını yaşama haklarını, kültürel haklarını, kardeşçe yaşama haklarını, seyahat haklarını ve en önemlisi yaşama haklarını ellerinden aldınız. Çağdaşlaşma adına onları modern bir köleliğe mahkûm ettiniz. Bunları yapmanıza rağmen asıl kimliğinizi ve gerçek yüzünüzü insanlardan saklamayı başardınız. Ta ki insanlığın atan kalbi olan son Gazze işgaline kadar.
Siyonist İsrail’in son Gazze saldırısı insanlık tarihinde bir dönüm noktası, bir milat oldu. Gazze sadece Siyonist İsrail’in değil, onların arkasında duran ve onlara her türlü desteği veren ve buna rağmen insan haklarından, din ve vicdan hürriyetinden, uluslararası hukuktan bahsedenlerin gerçek simalarını ve habis eylemlerini de tanıtan bir Furkan olup belirdi. Bugün tüm insanlık, Gazze’deki erdemli ve izzetli direniş sayesinde son ilahi nizam olan İslam’ın ve bu dinin mübelliği olan yüce Resul’ün yüksek ahlakına tanıklık edip kendilerini Öz Muhammedi İslam’ın aguş-u nuranisine teslim etti. İslam ve insanlık düşmanlarının devasa bütçelerle İslam’ın aleyhine kurdukları tuzaklar, “Onlar (İsrailoğulları) bir tuzak kurdular ve buna karşılık Allah da bir tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Âl-i İmrân 54) ayet-i celilesinin bir tecellisi olarak başlarına geçti ve İslam’ın lehine neticelendi. Zira insanlık yok işçi hakları, yok kadın hakları, yok çocuk hakları, yok hayvan hakları diye nara atanların Gazze’deki vahşi eylemlerine şahit oldu. Tüm dünya, kundakları bebeklerin nasıl katledildiğini; masum yavruların açlık ve susuzluktan nasıl kırıldığını; hastane, okul ve mescitlerin nasıl bombalandığını, terör devletinin nasıl ölüm kustuğunu canlı canlı izledi. Yaşanan hadiseler insanlığın uyuyan vicdanını uyandırdı ve insanlık artık tek safta ve cephede toplanmanın zaruriyetine yakinen iman etti. Ve artık Güneş, çoktan Batı’dan doğmaya başladı. Bugün Avrupa halklarının bilhassa üniversite gençliğinin Gazze konusunda biz Müslümanlardan daha hassas ve duyarlı olduklarına şahitlik etmekteyiz. Bu durum karşısında kendi halimize üzülmekle beraber Gazze halkının mazlumiyeti ve bu mazlumiyete rağmen göstermiş oldukları eşsiz direnişi sayesinde kitlelerin İslam’ı kabullenmeleriyle de büyük mutluluk duymaktayız. Ve artık şunu gördük ki tarih ve tarihi dengeler değişiyor. Çünkü insanlık değişiyor ve özüne yani tentemiz fıtratına dönüyor.
Peki, bize düşen vazife nedir? Bizlere de büyük sorumluluklar düştüğünde zerre şüphe yok. Bizlere düşen ilk vazife belki de şudur: öncelikle içinde bulunmuş olduğumuz durumu gözden geçireceğiz ve bununla olmamız gereken durum arasında ciddi bir fark olduğunu anlayıp kendimize çeki düzen vereceğiz. Aşağılık kompleksinden kendimizi bir an önce kurtarıp dinimize dört elle sarılacağız. İslam’ı Asr-ı Saadet’teki gibi yürürlüğe koymak için her türlü mücadeleyi verecek; ilmî, ahlakî, siyasi ve kültürel sahalarda İslam’ı ve Müslümanları en güzel şekilde temsil edebilmek için adımlar atacağız. Batı’yı körü körüne taklitten ve Batı’nın gayriahlaki unsurlarını ithal edip ilmi ve bilimsel gelişmelerinden uzak durma hastalığından kendimizi kurtaracağız. Hele ki artık Batı’nın dahi kendi ahlaki yozlaşmalarını görüp, ifsad edici sapkın akımların boyunduruğundan kendilerini kurtarabilmek için çareler aradığı ve önemli bir kısmının bu çareyi İslam’da bulduğu şu zaman dilimlerinde buna daha bir dikkat edeceğiz. Ve şu hususları da asla unutmayacağız.
Gerçek işçi hakları ancak İslam’dadır. Zira Rabbimiz: “İnsanlara mal ve ücretin eksik vermeyin.” (Araf Suresi 85) buyurduğu gibi Allah Resulü de “İşçiye ücretini alnının teri kurumadan veriniz.” demiştir. Ayrıca Allah Resulü, bir çiftçinin avuç içlerini öpmüş ve “Bu ellere ateş değmez, ahirette Cehennem ateşi dokunmaz, cihadda kılıç sallayan ellerle, rızkını karşılayan nasırlı ellerin arasında hiçbir fark yoktur.” ve "İşte Allah ve Resulünün sevdiği el" buyurmuştur. Hakikat bu iken siz insanları karın tokluğuna çalıştıracak, her türlü sosyal faaliyetlerden mahrum edecek, eşine ve çocuğuna vakit ayıramaz bir hale sokacak ve en nihayetinde de iş görmez bir hale gelmesine sebebiyet verecek ve sonunda da alın size 1 Mayıs İşçi Bayramı deyip dalga geçecek, hatta onlar için ilan ettiğinizi iddia ettiğiniz bugün de dahi onları çalıştıracaksınız. Pes doğrusu. Sadece biz değil, İblis dahi pes der, buna.
İşte işçi haklarında olduğu gibi diğer tüm hak ve özgürlerin de İslam’ın cihanşümul ilkelerinde olduğunu bilmeli ve bunu gündemde tutmalıyız. Evet, gerçek kadın hakları ancak ve ancak İslam’dadır. Kadın hakları, kadın erkek eşitliği söylemleri ile ortaya çıkan akımların yegâne amacı, kadının konumunu yüceltmek değil, bu tür yaldızlı söylemlerle kadını evvela aile yuvasından koparıp şehvetperest sofralara meze etmektir. Oysa İslam, kadına hak ettiği gerçek değeri vermiş; Nisa Suresi ile de onların hak ve özgürlüklerini garanti altına almıştır. Allah Resulü (sav) de son sözlerinde ashabına kadınlara iyi muamele yapmalarını emretmiş ve yakında bundan sorguya çekileceklerini belirtmiştir. Yine gerçek manada anne ve baba hakları da İslam’dadır. “Onlara öf bile demeyin!” (İsra 23) Diye başka bir din, akım veya öğreti var mıdır? Yine gerçek manada çocuk hakları, engelli hakları, hayvan hakları ve diğer tüm haklar da ancak ve ancak İslam'dadır. Ve bugün bu hakikat tüm cihana malum olmuştur.
Buna rağmen nedir bu Batı’ya öykünme, nedir bu aşağılık kompleksi? Siz İslam’da ne gibi bir eksik ve kusur gördünüz de oraya buraya kanalize olmaya çalışıyorsunuz? Evet İslam eksik! Çünkü İslam’da arsızlık ve iffetsizlik yok. İslam’da gayri insanî hiçbir öğreti olmadı gibi İslam’ın bunlara tahammülü de yok. Bundan dolayı İslam güneşi artık Batı semalarından tulu etti. Bu öyle bir güneş ki ona karşı duran erir, onu yok etmeye çalışan kendini tarihin çöplüğünde bulur. Ama ona teslim olanlar yücelere yol alır da kendisine asuman yetmez.
Yorumlar
Yorum Gönder