GAZZE YİNE KERBELA OLDU!...
Ey İmam Hüseyin! Ey Kerbela’nın ıssız, susuz çöllerinde
yalnız Hakk’a dayanıp Hak için kendini feda eyleyen evlâd-ı Resûl (sav)!
Bizler senin siretini okuduk ama anlamadık, Kerbela’yı
tarihî bir vaka olarak kabul etmekten öteye gidemedi idraklerimiz. Kerbela;
cihanşümul bir hareket, ebedî bir hakikat ve Muhammedî bir duruştu oysa. Ama
bizler, zulme sessiz kalmanın yeni yeni Kerbelalar meydana koyacağını ya
anlamadık ya anlamak istemedik ya da keyfimiz kaçmasın diye görmezden geldik. Acaba
her dem lanet okuduğumuz Küfe ehline mi benzemeye başladık.
Küfeliler Yezid’e karşılardı ve onun ne denli bir zalim
olduğunu çok iyi biliyorlardı. Aynı şekilde Hz. Hüseyin’i de çok iyi
tanıyorlardı. Allah Resülü’nün (sav) Hz. Hüseyin hakkında söylemiş olduklarını
bizzat onun ashabının dilinden işitmişlerdi zira. Ama gel gör ki dünyevi
kaygılar ve geçici dünyevi zevklere o kadar dalmışlardı ki bir anda kendilerini
İmam Hüseyin’in yolunu kesen Yexit’in ordusunda buldular. Hâlbuki gönülleri
Huseyin’den taraftı. Kıble ehliydiler ve Beytullah’ı ziyaretten de geri
durmuyorlardı. Hüseyin’in kanını akıttıktan sonra da bu amellerini sürdürdüler.
Ama ellerini Hüseyin’in kanına bulaştıranların hangi ameli makbul olur ki?
Küfelilerin hesabı ayrı muhakkak. Onlar ebedî bir laneti
üzerlerine çekip büyük bir günah yükü ve ağır bir vebal ile dünyadan göçüp
gittiler. Kendilerine yazık ettiler. Hiçbir kavmin peygamberine yapmadığını
kendi peygamberlerinin evladına yaptılar.
Peki, ya bugün ümmet-i Muhammed’in hâli nicedir? Ümmetin en
şereflileri, İslam uğruna İmam Hüseyin ve ashabı gibi zulmü sessiz kalmayıp hak
için feda olurken, tarihin bir benzerini görmediği bir kıyıma uğrarken, bir
avuç çağdaş Yezit yani Siyonizm, dünyanın gözü önünde kardeşlerimizi katledip
üzerlerine tonlarca bomba yağdırırken, müslüman kardeşim her dem Kerbela’yı
yaşayıp en kıymetlilerinin en habis ellerle barbarca kesilip doğrandığına
şahitlik ederken, Filistin kandan bir nehre dönüşmüşken bizler, Ahmed-i Muhtar’ın
(as) ümmeti olduğunu iddia eden bizler nerelerde ve neyin peşindeyiz? Yönümüz
hangi yön, safımız hangi saftır?
Biliyor musunuz? Kerbela’nın şanlı tanığı olan İmam Zeynel
Abidin ve Hz. Zeyneb-i Kübra Kerbela’dan sonra hiç gülmediler, gülemediler.
Belki hiçbir vakit sevinmediler de. Nasıl sevinsinler? Her daim ağladılar ve
matem tuttular Hüseyin ve ashabı için. Çünkü onun şehadetine ilk ağlayan bizzat
Allah Resulü idi. Cebrail aleyhisselam onun şehadet haberini getirdiği vakit,
Allah Resülü’nün hilesi gamla doldu ve gözlerinden yaşlar boşaldı. Haberi Fatma
annemize verdiğinde onun da sinesi kanla doldu ve gözlerinden inciler döküldü?
Ey Müslüman kardeşim! Sözlerime alınma demiyor, bizzat
alınmanı istiyorum. Alınmanı ve artık şu kör olası gaflet uykusundan uyanmanı
istiyorum. Bu uyku seni ve beni mahvedecek. Bizi bitirecek ve Allah muhafaza
cehennemin tam ortasına atacak. Öyle bir gayyaya düşeceğiz ki Allah muhafaza
hiçbir şefaatçi de erişemeyecek imdadımıza.
Allah aşkına yanı başımızda olanları görmüyor muyuz? Vallahi
bugün Gazze Asrın Kerbela’sıdır ve Yezidler yine iş başındadır. Öldürdükleri
Hüseynileri görüp sevinmektedirler. 6 aylık bebekler, yine çağdaş Hermalelerin hedefindedir. Şimr ve Ömer bin
Sadlar yine suyun önünü kesmiştir. Gazze’nin ve İslam ümmetinin onurlu
direnişçileri ise bir bir huzur-i ilahiyeye şehadetle vasıl oluyor. Zalim
siyonistler Filistin’de taş üstünde taş gövde üstünde baş bırakmadılar. Her yer
yandı yıkıldı. Binler masum anne diyemeden, annesini-babasını hiç görmeden en
feci şekilde can verdi. Binlercesi can çekişiyor. Açlık ve susuzluktan
kırılıyor. Ölüm kol geziyor Filistin’in cadde ve sokaklarında. Hiçbir lisanın
kudreti yetmiyor bu zulme anlatmaya.
Peki, kardeşim! Biz neredeyiz, ne hallerdeyiz? Kardeşlerimiz
yok edilirken biz, nelerden sevinç duymaktayız? Öldürülen bir siyoniste atılan
bir gol kadar sevinmiyorsak, öldürülen kardeşlerimize kaçırılan bir gol kadar
üzülmüyorsak ve (Allah muhafaza) Siyonistlerin olanca güçleriyle kardeşlerimize
saldırdığı ve Müslümanların yanarak can verdiği bir hengamda şampiyonluk
kutlaması yapıyorsak, yapabiliyorsak, yapanlara ses çıkarmıyorsak gelin Kur’an’a
müracaat edelim ve halimize ağlayalım. Rabbimiz diyor ki: “Ey iman edenler!
İman edin!” (Nisâ 136) Evet, daha gerçek manada iman dahi etmemişiz meğer.
Neden mi? “Müminler, ancak kardeştir.” (Hucurat 10) buyurmuyor mu Mevla? Peki,
kardeşi katledilirken gülmek, sevinmek , kutlama yapmak olur mu? Siz birisi
öldüğünde gülen tek bir deli gördünüz mü? Aman ya Rabbi! Nasıl bir gaflete
tutulmuş gidiyoruz? Bu; dinden dönmek, dinin emir ve yasaklarına lakayt kalmak,
batıla dalmak, dünyevileşmek, mümin kardeşine ihanet etmek, onu yüzüstü
bırakmak değil midir?
Ey kardeşim! Dilersen bana darıl, gücen, küs. Dilersen
keyfimizi kaçırma, de. Ama bil ki ben, seni düşünmekte ve korkudan kemiklerin
birbirine geçeceği ve sorulmadık hiçbir hesabın kalmayacağı ve cehennemin
yaklaştırılacağı o dehşetli günü sana hatırlatmaktayım. O gün hesap zordur ve
biz de hesabımızı daha da zor etmeyelim.
Vallahi bu savaş, yani Gazze’de devam etmekte olan savaş, hak ile batılın nihai hesaplaşmasıdır. Bir yanda mazlumlar öbür yanda müstekbirler. Bir yanda ehli cennet öbür yanda ehli cehennem. Bu savaş insanlık onurunu koruyanlar ile insanlığını yitirenlerin savaşı... Ey Müslüman Allah için artık safımızı seçelim ve yalnız hak ve hakikatin taraftarı olalım. Mazlumların sesini bastıran her sesin afyon olduğunu bilelim. Bu sesin tribünlerden yahut başka yerlerden gelmesinin bir kıymetinin olmadığını idrak edelim.
Eğer bunlar sana masal geliyorsa sana bir çift sözüm var: Vallahi sen kaybettin, ebediyyen kaybettin, ebedî bir saadeti kaybettin. Bakalım tuttuğun ve Filistin kadar ehemmiyet vermediğin, Filistin'e tercih ettiğin takım, parti, görüş vs. seni sırat köprüsünde tutabilecek mi? Ama böyle olmadığını düşünüyor ve hatanı anlayacağını umut ediyorum.
İİlahi! Mel'un kavmin füzelerle ve bombalarla saldırıp ölüm yağdırdığı mukaddes Filistin topraklarına sen zafer yağdır.
Yorumlar
Yorum Gönder