DURUŞ 

        Bir söylemi, bir eylemi, bir görüşü ve bir duruşu olmalı Müslümanın cereyan eden hadiseler karşısında. Müslüman etkisiz ve tepkisiz olamaz. Müslüman, bir meydan-ı imtihan olan şu dünya arenasında yaptıklarından ve yapmadıklarından hesaba çekileceğini bilen insandır. Yine Müslüman güç yetiremediği hadiselerde ise bir duruş sahibi olması gerektiğinin bilincinde olan insandır.

         Birkaç gün evvel Müslümanca duruş nasıl olur bizzat şahit olduğum ve gurur duyduğum bir hadise cereyan etti. Birkaç öğrencimle beraber öğrencilerimin mezuniyet töreni için alışverişe çıktık. Aldığımız ürünlerin boykotlu ürünlerden olmaması noktasında gayet hassas davrandık. Ödeme yapmak üzere kasaya gittiğimizde maalesef bilinç düzeyi düşük olan bir kasiyer öğrencilerime "Niçin bunları aldınız? Falanca ürünler kampanyada ve fiyatları çok daha uygun." diyerek Müslüman kardeşlerimizin oluk oluk kanını akıtan İsrail ürünlerini almamızı tavsiye etti. Öğrencilerim hep beraber bir tepki göstererek "O ürünler, İsrail'e ait ve biz İsrail ürünlerini kesinlikle almıyoruz!" dediler. Kasiyer Bu kez o ürünlerin İsrail'e ait olmadığını ispat etmeye çalıştı ama bu dahi öğrencilerimin duruşunda bir değişiklik meydana getirmedi ve "Hayır o ürünler, İsrail'e ait ve biz kesinlikle onları almıyoruz.' diyerek noktayı koydular.

      İşte bu duruş, Müslümanca bir duruştur ve bu duruş birkaç yönden övgüye mazhardır ve bu duruşa sahip olan tüm bireyler de bu övgüden haklı nasiplerini almaktadırlar. 

       Bu duruş, öncelikle dostu ve düşmanı tanıyıp dostun yanında, düşmanın da karşısında yer almanın bir göstergesidir. Ki bu "Bütün müminler ancak kardeştir." ilahi fermanının da bir gereğidir.

        Bu duruş, basiret kokan bir duruştur. Düşmana olacak en ufak bir yardımın hatta zerre miktar bir meylin dahi insanı ateşe götüreceğinin bilincinde olmak demektir. Ki bu aynı zamanda "Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz ve onu düşmana teslim etmez." hadis-i şerifinin bir gereğidir.

        Bu duruş, geçici dünya zevkleri için dünya hayatını ahirete tercih etmemenin, nefsini terbiye etmenin, cazip ve güzel de olsa harama el sürmemenin ta kendisidir. 

      Bu duruş, feraset kokan bir duruştur. Kendisine batıl süslü ve tatlı gösterildiğinde dahi oyuna gelmeyen ve kararlılıkla yoluna devam edenlerin duruşudur. 

Bu duruş, ila ahir.....

Selam olsun duruş sahiplerine!...

Yorumlar