ZİNDANLAR PİRİ ÖLÜMSÜZLÜĞE KANAT ÇIRPTI
İslam'ın aziz ve yiğit evladı, ümmetin iftihar kaynağı, Siyonizm’in kâbusu büyük komutan Yahya Sinvar en yüce dosta şehadetle vasıl oldu. Şehid gibi yaşayanlar ancak şehadete ererdi ve dün semalarda bayram vardı. Melekler yüce bir ruhun yükselişine tanıklık edip mesrur oldu. Arzı ise matem bürüdü. Kurtuluş kıyısına ulaşmak için ölüm okyanusuna dalan bir mücahit daha göçtü aramızdan. İzzet dolu bir yaşamın ardından izzetli bir ölümle vazifesini yerine getirip ruhunu yüce yaratana, bayrağı ise Siyonizm’i tarih sahnesinden silecek Allah erlerine teslim etti. Muhammedî bir ordunun izzet ve şeref sahibi bir komutanı ve nebevî övgüye mazhar bir topluluğun lideri olduğu halde, emrindeki askerlerden hiçbir farkı olmadığını dost düşman herkese göstererek göğüs göğüse çarpıştı ve yüce şehadet mertebesine ulaştı.
Bugün, bu nurani şahsiyetin şehadetinden dolayı ağlıyoruz. Vazifeyi devraldığı İsmailimize ağladığımız ve direnişin onurlu komutanı Seyyidimize ağladığımız gibi. Ve gözyaşlarımız... Çaresizliğimizin nişanesi olan inlemelerimiz, içimizdeki hüznü besleyip lanetli kavme olan öfkemizi artıran feryâdlarımız bizi daha çok ağlamaya sevk ediyor. Ağlayacağız! Çünkü bizim mektebimiz gözyaşı mektebidir ve bizler gece secdelerinde gözyaşlarıyla rabbe yönelen bir peygamberin ümmetiyiz.
Ağlamalıyız ama şehitlerimizin mazlumca şehadetinden çok kendi halimize, sessizliğimize, hissizliğimize, dertsizliğimize... Dünyaya dalmışlığımıza, aldanmışlığımıza, kervandan geri kalmışlığımıza… Secdesiz ve gözyaşısız geçen gecelerimize, şükürsüz geçen gündüzlerimize… Mirasyedi savurganlığıyla tükettiğimiz ömrümüze, imanımızın az, günah yükümüzün çok oluşuna… Dünyayı ahirete tercih etmişliğimize…
En çok da siz ağlayın ey ümmetin âlimleri (!). Fer’i meseleler üzerine münazaralar düzenleyip ümmetin meselelerini hallettiğiniz için. Ağlayın ey tasavvufun hakkını vermeyen sahte tasavvuf erbabı. Allah yolunda her şeylerini ortaya koyanları şov yapmakla itham eden siyerciler, tarih yazan yiğitlerin destanını görmezden gelen tarihçiler, atomu parçalayan ama parçalanmış bedenler karşısında sus pus olan ilim adamları, kanaat önderleri, aydınlar, bilginler, sosyologlar, siyaset adamları, yöneticiler… Ağlayın! Zira sorulmadık hiçbir hesabın kalmayacağı ve cehennemin zalimler için kızıştırılacağı gün pek yakındır.
Ey büyük mücahid, Hüseynî şehid, Muhammedî ruh Yahya Sinvar! Yaşamın mel’un kavim için bir dertti. İnşaallah kanının bereketi daha büyük bir dert olacak ve Siyonizm’in yok oluşuna ivme kazandıracak. Rabbim şehadetini kabul buyursun ve bizleri şefaatine nail eylesin.
Ve sen ey son demlerini yaşayan Siyonist İsrail’ Sen Hayber’den tanırsın Muhammedî yiğitleri. Ali’nin Zülfikar’ının vurduğu darbeler hâlâ yüreğini titretiyor. Şunu iyi bil ki Muhammedî ordu geri döndü ve Kudüs yolunda ilerliyor. Bil ki Üstadımızın buyurduğu gibi “Din ağacının suyu şehidlerin kanıdır. Ve Şehid eriyen bir mum gibi değil, ebede nazır bir sirac-ı münir (nur saçan bir kandil)dir. Şunu iyice öğren ki bizim mektebimizi diriliş ve direniş mektebidir. “Bir komutan gider, diğer komutan gelir.” (İsmail Haniye) Unutma ki “...Liderlerimizin yerine yeni liderler, bir askerin yerine on, bir şehidin yerine binlerce direnişçi gelir. Bu kutsal topraklar, zeytin ağaçları gibi mücahid yetiştirir.” (Ebu Ubeyde)
18 Ekim 2024
Yorumlar
Yorum Gönder